Heima

yollayan tutbenidüşmeden on Temmuz 31, 2009


Heima / Evde Sigur Ros'un bir anlamda müziklerini borçlu oldukları İzlanda'ya teşekkür etmek amacıyla çıktıkları İzlanda turnesini görsel şölen kıvamında bizlere sunan bir belgesel. Grup dağda, bayırda, çayırda, fabrikada, köylerde doğayla bütünleşerek, bittikten sonra bile gözlerinizin önünde canlanacak güzellikte konserlerle dolu 1,5 saat vaat ediyor.
Bir grubun bir ülkeyle bu kadar benzerlik göstermesi garip hissettiriyor. Heima içine kapalı şirin Sigur Ros ve İzlandayı tanımak için güzel bir fırsat sunuyor.
...
Sigur Ros’un insanı alıp götüren tınıları soğuk kuzey ikliminden
müthiş manzaralar....
Belgesel grubun İzlanda'da ücretsiz ve önceden
duyurulmayan konserler vermek için eve dönmesiyle başlıyor.












Filmden bazı kareler

ResimResimResimResimResimResim
ResimResimResim
ResimResimResim
ResimResimResimResimResimResim
ResimResim

Dipçiklenen Hakkarili Çocuk S.T. için 95 Şairden Ortak Şiir

yollayan tutbenidüşmeden on Temmuz 28, 2009

Şairler, Hakkari'de 23 Nisan'da çıkan olaylarda özel harekâtçı bir polis tarafından başına dipçikle vurulan S.T. (14) için şiir yazdı...

vurma bana, vurma! içimin oyuncakları kırılıyor
ben, her ilkbaharın ilk günüyüm; gölgeler uzar yamaçlarımda
eskimiş okul önlüğümden bozulup dikilme siyah külotum
şu soruyla geçtim tarihten kurşunlar arasında
ölüm, bir halkın çocuğu olmanın tek mucizesi mi?
* * *
- bana vururken ellerini incitme yorgun amca
akşam çocuklarını nasıl seversin yoksa
* * *
acımasız kıyıcı oğlumuzun başını ezerken
aslında yurdumun geleceğidir elden giden
dayan ısırganım, dayan ebegümecim, dayan hardal otum, dayan!"

Hakkari'de Demokratik Toplum Partisi'ne (DTP) yönelik yapılan operasyon ve tutuklamalar nedeniyle, 23 Nisan'da kepenk kapatma eylemiyle başlayan olaylara polis müdahale etmiş ve S.T.'yi (14) dipçikle yaralamıştı.

Yukarıdaki dizeler polis şiddetine karşı bir araya gelip 21 bölümlük ortak bir şiir kaleme alan 95 şaire ait.

"Tüm çocuklara armağan ediyoruz"

S.T. bir hafta kaldığı hastaneden taburcu edilmişti. Şiddet uygulayan polis açığa alınmış ve Valilik konuyla ilgili soruşturma başlatmıştı.

Şairler yaptıkları ortak açıklamada şöyle dediler:

"Kafaları dipçikle kırılan, otuz yıl içeri atılıp, 'eğitim' ve 'bali'yle hayatları karartılan çocuklar için birer ya da ikişer dizeyle bir şiir yazıyoruz; vicdanımız ve masumiyetimizi korumak için diyerek yola çıktık. Biz, doksan beş şair, geleceği kuracak olan kafası taammüden saldırıya uğrayan on dört yaşındaki S.T.'nin varlığında, her türlü nefret ve şiddeti akıl dışı sertlikte yaşamak zorunda kalan çocuklara yirmi bir bölümlük bir şiir hediye ediyoruz bugün."

Şiire Semih Poroy da çizimleriyle katkıda bulundu.

Şairler şöyle:

A. Ertan Mısırlı, A.Hicri İzgören, Abdülkadir Budak, Ahmet Ada, Ahmet Günbaş, Ali Haydar Çakta, Altay Ömer Erdoğan, Arif Damar, Asuman Susam, Aydın Şimşek, Ayhan Altay, Aziz Kemal Hızıroğlu, Betül Tarıman, Bilsen Başaran, Bülent Güldal, Celal Çimen, Cem Mehmet Eren, Cezmi Ersöz, Danyal Nacarlı, Dinçer Sezgin, Emin Kaya, Engin Turgut, Enver Ercan, Ercan Y.Yılmaz, Eren Aysan, Erol Büyükmeriç, Fadıl Öztürk, Fatin Hazinedar, Fergun Özelli, Fuat Çiftçi, Gonca Özmen, Gökben Derviş, Gül Acemi, Gülsüm Cengiz, Gültekin Emre, Hakan Cem, Halide Yıldırım, Halil İbrahim Özbay, Haydar Ergülen, Hayrettin Geçkin , Hayri K. Yetik, Hüseyin Alemdar, Hüseyin Hatipoğlu, Hüseyin Peker, Hüseyin Şahin, İhsan Topçu, İlhan Tülman, İsmail Mert Başat, Kemal Varol, Kenan Yücel, Küçük İskender, M. Sadık Kırımlı, Mahmut Temizyürek, Mehmet Atilla, Mehmet Çetin, Mehmet Sarsmaz, Metin Cengiz, Metin Kaygalak, Murat Koçak, Mustafa Ergin Kılıç, Muzaffer Kale, Namık Kuyumcu, Nesimi Aday, Neşe Yaşin, Nevzat Çelik, Oğuzhan Akay, Onur Akyıl, Onur Caymaz, Orhan Alkaya, Önder Kızılkaya, Özgün E. Bulut, Özkan Kula, Özlem Sezer, Perihan Baykal, Rahmi Emeç, Raif Özben, Roni Margulies, Sabahattin Kurtoğlu, Seçil Özcan, Selami Karabulut, Selim Temo, Sennur Sezer, Serap Erdoğan, Serkan Engin, Seyhan Erözçelik, Sina Akyol, Sinan Özdemir, Şehmus Ay, Tarık Günersel, Veysel Çolak, Veysi Erdoğan, Yusuf Alper, Yücel Kayıran, Yücelay Sal, Zeynep Uzunbay....

Güler Zere'ye Özgürlük..!

yollayan tutbenidüşmeden on Temmuz 11, 2009

ERİYEN VE TÜKENEN GÜLER ZERE'NİN BEDENİ DEĞİL,
ADALETİNİZDİR...

F. Nietzsche

yollayan tutbenidüşmeden on



http://mavimelek.com/denemeler/friedrich_nietzsche.jpg

"Seni seviyorsam sanane bundan.. "

Friedrich Nietzsche

Aki Kaurismäki

yollayan tutbenidüşmeden on Temmuz 09, 2009


Aki Kaurismäki

Aki Kaurismäki 1957 yılında Finlandiya’nın Orimatilla kentinde doğdu. Tampere Üniversitesi’nde gazetecilik okudu. Burada film derneklerinde çeşitli etkinliklere katıldı. Sinemaya, 1980′lerin başında ağabeyi Mika’nın filmlerinde oyunculuk ve senaryo yazarlığı yaparak adım attı. 1983′de Dostoyevski’nin romanından uyarladığı "Suç ve Ceza" ile ilk uzun metrajlı filmini çekti. Diğer edebiyat uyarlamaları arasında Shakespeare’in Hamlet’ini Helsinki sanayi bölgesinde geçen tuhaf olaylarla birleştirdiği "Hamlet Goes Business"i ve Puccini’nin La Boheme operası sayesinde meşhur olan "Bohemian Life" (1992) adlı romanı sayabiliriz.

Biçimsel ve tematik açıdan istikrarlı ve sistematik bir sinemacı olduğunu kanıtlamış olan Kaurismäki’nin yönetmenliğinin en önemli özellikleri, yalın ve disiplinli anlatımı, geleneklerin gücünün bilincinde olması ve çoğu zaman sertçe kullandığı kara mizahtır. Kaurismäki’nin, yaşamın kenarına itilmiş, yersiz yurtsuz karakterlerini sunuş biçimi, onları bu konuma iten toplumsal değerlerin eleştirisinin yanında bu insanların yaşamlarını daha iyi anlamanızı sağlamayı amaçlayan ahlaki sorumluluğu da içerir.

http://www.widerscreen.fi/pictures/2007/2/tyovaenluokkainen_4-2.jpg

Kaurismäki "Tutunamayanlar Üçlemesi" adını verdiği ama daha çok "İşçi Üçlemesi" adıyla bilinen serisine, çöp toplayarak geçinen bir adamla süpermarkette kasiyerlik yapan bir kadının Fin usulü aşkını romantik hayallerden ve günlük hayatın tekdüze gerçeklerinden uzak durarak anlattığı "Shadows in Paradise" (1986) ile başladı. Bu üçlemeyi, Helsinki’nin beton ormanında işsiz ve evsiz kalan bir adamın maceralarını konu alan "Ariel" (1988) ve Andersen’in masalını işçi sınıfına uyarladığı "The Match Factory Girl" (1990) ile tamamladı.

http://glennkenny.premiere.com/photos/uncategorized/2007/10/21/match_factory_girl.jpg

Müziği yaşam biçimini simgelemekle kalmayıp aynı zamanda basmakalıp kurallara karşı bir başkaldırı aracı olarak gören Kaurismäki, dünyanın en kötü Rock grubu olan "Leningrad Cowboys / Leningrad Kovboyları" üzerine de üç filmlik bir seri yapmıştır.

http://3.bp.blogspot.com/_S4Y4mqC6XZ8/R08cN7_C9OI/AAAAAAAAAT0/9b7BreB8FJo/s400/ariel_still2.jpeg

Son yıllarda tekrar ülkesindeki sorunlara odaklanan yönetmen, Finlandiya’da işsizlik üzerine yeni bir üçlemeye başladı. "Drifting Clouds / Sürüklenen Bulutlar" (1996) ile işsiz kalan ve yaşamlarını onurlu bir şekilde sürdürmeye çalışan bir çiftin öyküsünü anlattı. Bu üçlemenin ikinci filmi olan "Geçmişi Olmayan Adam" (2002), Cannes Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü, Hamburg Film Festivali’nde Douglas Sirk Ödülü’nü ve Huesca Film Festivali’nde Luis Bunuel Ödülü’nü kazandı.

http://1.bp.blogspot.com/_JO1dDrbdxmA/RvCLnRdJ91I/AAAAAAAAAHI/wGAK7TNx_BE/s320/leningrad-cowboys-meet-moses_1.jpg


Yönetmenin ödüller açısından bugüne dek en başarılı filmi, Geçmişi Olmayan Adam 'dır. Film 2002'de Cannes Film Festivali'nde Grand Prix ödülünü kazandı ve 2003'te Yabancı Dilde En İyi Film Akademi Ödülü'ne aday oldu. Öte yandan Kaurismäki, savaş halindeki bir ülkeye gitmek istemediğini belirterek galaya katılmayı reddetti. Bir sonraki filmi Alacakaranliktaki Işıklar da Finlandiya'nın aynı dal için adayı oldu. Kaurismäki ödülleri yine boykot etti ve adaylığı ABD Başkanı George W. Bush'un dış politikalarını protesto amacıyla reddetti.

http://www.dvdoutsider.co.uk/dvd/pix/k/ka/kaurismaki/tatjana2.jpg

Kaurismäki'nin ünlü protestolarından biri de, İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi'nin festivale katılmak için ABD vizesi alamaması üzerine 40. New York Film Festivali'ni boykot etmesidir. Yönetmen bununla ilgili daha sonra şunları söyledi:

http://www.leninimports.com/kaurismaki_hamlet_gallery_2.jpg


Öfkeyle değil (ki bu hiçbir zaman iyi bir sonuç doğurmaz), ama derin bir üzüntüyle, arkadaşım ve dünyanın en barış sever insanlarından biri olan Abbas Kiyarüstemi'nin bir İran vatandaşı olarak kendisine ABD vizesi verilmemesi sebebiyle New York Film Festivali'ne katılmasının engellendiği haberini aldım. Ben de dünyanın en iyilerinden olan bu festivale davet edilmiştim. Bu şartlar altında, ben de katılımımı iptal etmeye zorlanmış oluyorum - şu anki ABD hükümeti bir İranlıyı istemiyorsa, bir Finli'yi hiç istemez. Bizim petrolümüz bile yok. Öte yandan, beni daha çok ilgilendiren şey, Abbas Kiyarüstemi bile bu muameleye maruz bırakılıyorsa, isimsiz mahkumların başına neler gelecek? Cenevre Sözleşmeleri'ni insanlığın son umudu olarak görüyor ve bir Finlandiya vatandaşı olarak ABD hükümetini bunu ihlal etmekle suçluyorum.



http://www.dvdoutsider.co.uk/dvd/pix/k/ka/kaurismaki/lavie1.jpg


http://i224.photobucket.com/albums/dd156/silmienedessa/Nessuduur/varjojaradio.jpg